Takip edin :
Son güncelleme 28 Temmuz 2014 - 19:23

Psikoloji - Psikiyatri - Psikolog - Depresyon - Kaygı

İletişim Eksikliği

Tarih : 28.09.2010 Salı Saat : 07:49|Çıktı al

İletişim Eksikliği

Iletişim, en sade ifadeyle bir duygu ve düşünce alış verişi olarak tanımlanabilir. düşünce ve duygularımızın karşılıklı olarak anlaşılmasını içeren sözel veya sözel olmayan, olay ve ya sorunla ilgili...

Bu makale 4.058 kez okunmuştur
İletişim, en sade ifadeyle bir duygu ve düşünce alış verişi olarak tanımlanabilir. Düşünce ve duygularımızın karşılıklı olarak anlaşılmasını içeren sözel veya sözel olmayan, olay ve ya sorunla ilgili karşılıklı tatmini hedefleyen bir süreçtir. Karşımızdaki kişinin duygu ve düşüncelerini anlayabilmek, duyguların nedenlerini ve düşüncelerin duyguların oluşumundaki etkilerini anlamayı gerektirir.

İnsanın diğer canlılardan tek farkı iletişim yoluyla hayatını sürdürüyor olmasıdır. Dil gelişimiyle birlikte çocukluktan itibaren neye ihtiyacımız varsa iletişim yoluyla isteklerimizi duygu ve düşüncelerimizi dile getiririz. İletişim bu denli yaşamsal bir fonksiyona sahipken ilişkilerde sık sık gözlemlediğimiz iletişim kopukluğu ve iletişim yoksunluğu gibi hatalı iletişim şekilleri de aslında yaşamımızda hayati derecede bir öneme sahiptir. Çoğunlukla iş ilişkileri, arkadaşlık ilişkileri, aile ve eş ilişkileri bu gibi nedenlerden dolayı kopma noktasına gelerek yada ciddi manada tahrip olarak hayatımızı sekteye uğratmaktadır.
Sağlıklı bir iletişimin olabilmesi, iletişime ilişkin GERÇEKÇİ düşünce alışkanlıkları geliştirmeyle mümkündür. Bu gerçeklik kavramını şu şekilde açıklayabiliriz. Dış dünyadan sürekli olarak görerek, dokunarak, işiterek, koklayarak ve tadarak bir takım uyaranlar alırız ve biz aldığımız bu bilgileri düşünce süzgecimizden geçirerek algılarız. Bu ilk algılanan veriler beynimize iletildiğinde daha önceki yaşantılarla kıyaslanarak bir anlama oturtulur. Dış dünyadan aldığımız bilgileri olduğu gibi algılamak yerine “zihin gözümüzle” veriyi değerlendiririz. Bu nokta çok önemlidir!.. Zihin gözümüzle gördüklerimiz, iki gözümüzle gördüklerimizle örtüştüğü ölçüde GERÇEKÇİ düşünüyoruz demektir.

Hayatında her şeyin mükemmel olmasını arzu eden ve bu uğurda yoğun bir çaba harcayan bir birey aslında basit bir problemi dürbünle(zihin gözüyle) bakıp büyüterek gerçeklikten uzaklaşabilir. Burada gerçek gözlerinin gördüğünden çok zihninin gördüğü gerçektir. Yine aynı birey yaşamında gerçekleştirdiği büyük başarıları bu kez dürbünü ters çevirip bakarak küçültebilir. Burada GERÇEKÇİ düşünceden uzaklaşılmış olup, kişi çıplak gözle gördüğünü değil, zihninin gördüğünü gerçek olarak kabul etmiştir.

Sağlıklı bir iletişimde bulunabilmek için kişilerin davranışları ve duygusal tepkilerinin, kendilerinin geliştirmiş oldukları bakış açılarının ürünleri olduğunu kabullenmiş olmaları gerekmektedir. Bu kabullenme süreci olmadığı takdirde kişi sürekli olarak başkalarının bakış açılarını ve düşüncelerini eleştirecek ve kendisi gibi düşünmeyenlerle iletişim kopukluğu yaşayacak ya da iletişime girmeyecektir. Kendi duygularının nedeni olarak kişiler başkalarını sorumlu tuttuklarında sağlıklı iletişim kurmak pek mümkün olmayacaktır. Burada önemli olan duygu ve düşüncelerimizin sorumlusu olarak başkalarını görmemizdir. Kendi duygularının nedenini kendi iç dünyalarında değil de karşısındakinin yaptıklarında arayan iki insanın iletişiminin yanlış başlayıp sağlıksız sürmesi kaçınılmazdır.
Hayata bakış açılarımızın farklı olduğu konusunda uzlaşmaya varmak ve çok açılı düşünmek iletişim hatalarını ortadan kaldırmak için gerekli olan bir başka kuraldır. Tek bir açıya bağlı kalmak iletişim sorunlarını arttırır. Her hangi bir olayla ilgili olası bakış açılarını ve tanımlamaları araştırmak, soruşturmak iletişim becerimizi geliştirir. Örneğin bir konuda arkadaşımızın bizi eleştirmesini sadece kendimize yönelik bir saldırı olarak algılayıp bu bakış açısıyla olayı değerlendirirsek hissedeceğimiz duygu öfke olacağı için karşı saldırıya geçme olasılığımız artacaktır. Ama arkadaşımızın eleştirisini bir başka açıdan görüp onun bize yardımcı olmaya çalıştığını, bizim kendimizde fark edemediğimiz bazı özelliklerin bize zarar verdiği yönünde geribildirim vermeye çalıştığını düşünürsek hissedeceğimiz duygu öfke olmayacaktır.

Belirsizlikte iletişim hatalarına yol açmaktadır. Bu durumda belirsizlik görünenle değil de görünmeyen olasılıklarla veya belirsizliklerle ilgilenme iletişim sürecini tıkayan bazı düşünce süreçlerini gündeme getirir. Sorun çözmeye odaklanmak yerine belirsizlikte keyfi çıkarsamalarda bulunma düşünce ve iletişim hatalarını yaratmaktadır. Belirli bir sorunu çözmek kolaydır ancak belirsizlik yaratan durumlarda zihin okuma söz konusu olmaktadır. Zihin okuma genelde yaptığımız bir düşünce ve iletişim hatasıdır. Böyle söylediğimde hiçbir şey değişmeyecek, özür dilesem de beni affetmeyecek, sorunu dile getirirsem bana kırılabilir gibi belirli konularda karşımızdaki kişinin olası düşünceleri konusunda çıkarımlarda bulunuruz. Buda iletişimin yanlış başlamasına sürmesine yada hiç başlamamasına sebep olmaktadır. Bazı durumlarda karşımızdaki kişinin bizim düşüncelerimizi okuduğunu düşünerek iletişim ve düşünce hatası yaparız. Ne kadar kızdığımı anlasın, ona kırgın olduğumu bilmesi lazım gibi düşünce şekliyle yine doğru iletişim kurmada sorun yaşarız. –Malı ve –meli tarzında düşünmede iletişim hatalarını tetiklemektedir. Hayatta her bireyin belirli seçimleri vardır. –Malı, -meli tarzı düşünce bu olası seçimlerin geçerliliğini yok saymaktır. “Problemi tek başına çözmeliydim.” diyen birisi bu düşünce hatasını yapmaktadır. Başkalarıyla iyi ilişkiler kurmayı seven bir insana eşi “Kendini ezdirmemelisin”, “Herkesle çok samimi olmamalısın” diyerek bir çok eleştiri getirebilir. Burada iletişim baştan ketlenmiş olur. Hem –malı, -meli tarzında düşünme, hem olaya tek bir açıdan bakma ,hem de karşısındaki kişiye kendi doğrusunu tek doğruymuş gibi yansıtarak karşı tarafın sağlıksız iletişimi sürdürmesine ve savunmaya geçmesine sebebiyet verecek bir tutum sergilenmiş olur. Evde, sokakta, işte ve insanlarla iletişimin olabileceği her türlü sosyal ortamda bu tür düşünce tarzı diğer kişilerle iletişimin sağlıksız başlamasına, öfke nefret gibi duyguların çok hızlı bir şekilde tetiklenmesine ve sürekli eleştiriliyor hissinin yaşanmasına, sonuç olarak iletişimle birlikte bütün ilişkilerin bozulmasına sebebiyet verir.

Siyah- beyaz tarzı düşünme şeklide iletişimin engellerinden bir tanesidir. Bu diğer bir adıyla ya hep ya hiç tarzı düşünme şeklidir. İyi değilse kötüdür, dürüst değilse yalancıdır, paylaşmıyorsa bencildir.. gibi iki zıt kutup arasında düşünce ve davranışları değerlendirmek, buna yönelik etiketler kullanarak iletişime geçmek aradaki renklerin ve tonların yok sayılması anlamına gelmektedir. En iyisini yapamıyorsan başarısızsın.. mesajını içeren bir eleştiri sürekli olarak insanların birbiriyle olan ilişkilerinde öncelik sırasındaysa iletişim ciddi anlamada bozulacaktır.

Herhangi bir sorunla karşılaşıldığında davranışı değil de davranışı gerçekleştiren kişiye yapılan eleştiri iletişim hatalarına bir başka örnektir. Eşi eve geç gelen bir kadının eşinin geç kalma davranışını eleştirmek yerine “ Ne kadar sorumsuzsun!” gibi kişiliğe hakarette bulunması iletişimin hatalı başlamasına neden olacak, sorun çözülmeyecek, daha çok karşı tarafın savunmaya geçmesiyle büyüyecektir. Burada yapılması gereken davranışın değerlendirilmesi, eğer davranış arzu edilmeyen bir davranışsa bunu kişinin kendi duygularına yükleme yaparak karşı tarafla hislerini paylaşmasıdır.

İletişim engellerinden en önemlisi “küsme” olarak tanımlanan iletişimsizliktir. Küsme sorun çözme yöntemi olarak bireyin eleştirilmekten kaçındığı için ya da sorunun konuşulması ve çözümlenmesinden duyduğu endişeden dolayı baş vurduğu bir yöntemdir. Geçmiş yaşam deneyimlerinde kişi karşılaştığı sorunları bu şekilde çözme yoluna gitmişse hiçbir zaman doğru iletişim kuramayacak, ciddi kaygı yaratacak bir durum hissettiğinde iletişimsizliği seçecek, ortamı terk edecek ve sorunu çözmek yerine erteleyecek ya da pekiştirecektir.
İletişim becerisinde aktif dinlemek de oldukça önemlidir. Karşımızdakinin ne anlatmaya çalıştığını, ona cevap verme ve sözünü bitirdiğinde kendimizi savunma kaygısı gütmeden gerçekten ne dediğini anlamaya çalışarak dinlemek, en az doğru ifade etmek kadar dikkat edilmesi gereken bir başka durumdur. Aktif dinlemek karşımızdakine sorular sorarak, anlamadığımızda daha çok ayrıntıya girmesini sağlamakla ve gerçekten dinlediğimizi ve anlamaya çalıştığımızı hissettirmekle mümkün olabilir. Bu görerek, duyarak ve hissederek doğru iletişim kurmamıza yardımcı olacak en önemli anahtardır. Bütün kilitlerde sadece doğru bir iletişimle açılır.

Psk.Nur GEZEK

Kullanıcı yorumları

Henüz yorum yapılmamış.
Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.
İlgili Foto Galeriler
İlgili Video Galeriler

Bu Makaleler de İlginizi Çekebilir

Yaşam ana sayfa
"Kendi omuzuna tırman. Başka nasıl yükselebilirsin ki!" Nietzsche

Yeni Üyeler

Tüm üyeler

Anketimize Katılın

Toplam 0 oylama

Popüler Etiketler

Tüm Etiketler