Takip edin :
Son güncelleme 24 Temmuz 2014 - 05:07

Psikoloji - Psikiyatri - Psikolog - Depresyon - Kaygı

3-4 Yaş Çocuklarında Anksiyete

Tarih : 07.06.2011 Salı Saat : 09:13|Çıktı al

3-4 Yaş Çocuklarında Anksiyete

1-2 yaş çocuğunun annesinden ayrılmaktan korkması gibi, 3-4 yaş çocuğu da annesinden ayrılmaktan, ondan uzak kalmaktan korkar. Ancak, yavaş yavaş ölümü algılamaya başladığından annesinin gidip de dönmeyebileceği gerçeğini kavramaya başlar. “Kaybetme” ve “ayrılık” korkusunu daha ciddi yaşamaya başladığı bir dönem olabilir.

Bu makale 23.087 kez okunmuştur

 

Anksiyete kaygı olarak tanımlanan gergin, sıkıntılı, endişeli ruh halidir. 3-4 yaş çocuğu gelişimsel dönem özelliği olarak, bilişsel yetenekleri artan bir çocuktur. Fakat bazen bilmek ya da bilmeye çalışmak çocuk için endişe verici olabilir. Bu yazımızda, bu yaşta sık karşılaşılan kaygı verici durumlardan, çocuğun buna verdiği tepkilerden ve ebeveynlerin bu konuda çocuklarına nasıl yardım edebileceğinden bahsedeceğiz.

1-2 yaş çocuğunun annesinden ayrılmaktan korkması gibi, 3-4 yaş çocuğu da annesinden ayrılmaktan, ondan uzak kalmaktan korkar. Ancak, yavaş yavaş ölümü algılamaya başladığından annesinin gidip de dönmeyebileceği gerçeğini kavramaya başlar. “Kaybetme” ve “ayrılık” korkusunu daha ciddi yaşamaya başladığı bir dönem olabilir. Bu dönem içinde ebeveynlerin sık sık gitmeyeceklerini, gitseler de döneceklerini, çocuklarına uygun bir dille anlatmaları yerinde olur. Ebeveynlerin kızdıklarında veya kırıldıklarında çocuklarına “sen beni böyle üz, ölürsem görürsün”, “hasta ediyorsun beni”, “ölsem de kurtulsam”, “bıktım sizden” gibi cümleler kullanması çok yıkıcı hasarlar vermektedir. Bu dönemde çocuk düş ile gerçeği tam ayırt edemediğinden bunları gerçek zannedip çok ciddi kaygı atakları yaşayabilir. Yalnız uyumak istemeyen çocukların da temel korkusu genellikle kaybetme korkusudur.

Hırsız, canavar, karanlık korkuları sebebi belliymiş gibi görünen zarar görme kaygılarıdır. Çocuk kendisine ya da yakınlarına bir şey olacağından korkar. Kaybetme korkusuna çok benzer olan bu duygu durumu çocuğun kendisini dış dünyada gelebilecek tehlikelere karşı çok aciz hissetmesiyle de ilgilidir. Çocuk kendi başına bir şeyler başarabildiğinde, kendisini sevindiren bir şey yaptığında, bir durumu kontrol edebildiğinde ve değişim sağlayabildiğinde, kendi yeteneklerine, güçlerine inanmaya başlar ve özgüven oluşturur. Çocuğa bu özgüveni oluşturmasında yardımcı olunmalıdır. Bunun tam aksine bazı ebeveynler belirli bir takım nesneleri çocuğu korkutmak ve bazı davranışlarından vazgeçirmek için kullanırlar. “Köpek gelsin de yesin seni”, “çırpı bacak camı mı çalıyor”, “aa o ses nerden geldi, galiba yaramazlık yaptığını duydular” gibi cümlelerle çocuğun korkularını körüklerler. Bu çocuğun sebebi belli olmayacak şekilde kaygı duymasını sağlamakla kalmaz, ebeveynine olan güvenini de sarsar. Her yaşta bu tarz korkutmalardan uzak durulmalıdır. Mikrop kapma, hastalanma korkuları da zarar görme korkularının çeşitlerindendir.

Bu yaş, bilişsel kapasitesi sebebiyle anne babanın onayının ve sevgisinin öneminin keşfedildiği bir yaştır. Çocuk anne ve babasının tepkilerini takip ederek, onların hoşlandıkları ve hoşlanmadıkları şeyleri anlamaya çalışır. Özellikle 4 yaş çocuğu ebeveynini mutlu etmek için çaba gösteren bir çocuktur ve onların kendisine olan sevgisini kaybetmekten ötürü kaygılanır. Dolayısıyla bu dönemde ebeveynin “böyle yaparsan seni sevmem ama” gibi şartlı sevgi tepkileri çocuğu (her yaş döneminde olduğu gibi) oldukça olumsuz etkiler. Sevgi ve onayın yitirilişi üzerine tehdit kullanılmamalıdır.

Yapı özelliği olarak çok duygusal olan ve her olaydan çabuk etkilenen çocuklar da kaygılı tepkilere yatkındırlar. Hastaneye gitmek, yolculuğa çıkmak, arkadaşı ziyarete gitmek, eve misafir getirmek çabuk duygusal dalgalanmalara sebep olur. Bu durumda anne ve babanın tepkilerine bakmak gerekebilir. Çünkü kaygı bulaşıcıdır. Annenin ve babanın duygu durumunun sağlamlığı ya da zafiyeti çocuğa direk yansır. Duygu durumu dalgalanmalı bir annenin diliyle yaptığı telkinler genelde işe yaramaz. Çocuk özellikle anne ve babanın duygu durumunu dolaysız bilir, hisseder.

Çocuğun tehlikelerden korunması, tehlikelerle baş edebilmesi ve yaşamını sürdürebilmesi, hayata uyum sağlayabilmesi için gerekli olan kaygının fazla ve sıkça yaşanması çocuğun aktivitelerini, ilişkilerini dolayısıyla yaşamını olumsuz etkilemeye başlayacaktır. Bu sebeple çocuklarda kaygının anormal boyutlara ulaşmasını önlemek için;

*Çocuk doğduğu andan itibaren kaygılı düşünceler, tutum ve davranışlarla değil, sevgi ve güven duygusu içinde yetiştirilmeye çalışılmalıdır. Kaygıyı artıracak anne-baba tutumları yerine hoş görülü ve tutarlı tutumlar sergilenmelidir.

*Çocuk hem anne-babası hem de öğretmeni tarafından iyi bir şekilde tanımalı, yaşıtlarıyla karşılaştırılıp, yapabileceğinin üstünde bir performans için zorlanmamalıdır. Yapamadığı durumlarda dalga geçmeden destek olunmalı, bir daha denemeye teşvik edilmelidir. Başarılı olduğunda takdir edilmelidir.

*Çocuk yeni kardeşinin doğumu, yeni eve taşınma, okula başlama veya yeni bir okula geçiş yapma gibi yeni durumlara hazırlanmalıdır. Açıklamalar yapılarak çocuğun bu durumlara hazırlanması onun kaygıya olan hassasiyetini azaltacaktır.

*Ebevenler çocuğun gelişimsel özelliklerini ve kaygı düzeyinin temel özelliklerini bilmeli ve iyi bir gözlemci olmalıdırlar. Kaygı düzeyi yüksek olan çocukları belirlemeli ve hem bu çocuklar hem de aileleri rehberlik hizmetinden yararlanmalı, çocukların ilerdeki davranışları ve başarı durumları incelenmelidir.

Psk. Enise Akgül

Kullanıcı yorumları

Henüz yorum yapılmamış.
Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.
İlgili Foto Galeriler
İlgili Video Galeriler

Bu Makaleler de İlginizi Çekebilir

Çocuk psikolojisi ana sayfa
"Affetmenin ne olduğunu yalnız cesurlar bilir, korkakların tabiatında af diye birşey yoktur." Laurence STERNE

Yeni Üyeler

Tüm üyeler

Anketimize Katılın

Toplam 0 oylama

Popüler Etiketler

Tüm Etiketler