Takip edin :
Son güncelleme 26 Kasım 2014 - 11:50
Mutsuzum, Eşimle Anlaşamıyorum!

Tarih : 09.08.2010 Pazartesi Saat : 13:24|Çıktı al

Mutsuzum, Eşimle Anlaşamıyorum!

Bireylerin çoğunlukla paylaşım, birliktelik, sevgi ve güven temelleri üzerinde oluşturduklarını umacağımız birliktelikler bunlar dışındaki nedenlerle evliliğe dönüşebilir. bunlar, birlikteliği sosyal...

Bu makale 12.117 kez okunmuştur

Bireylerin çoğunlukla paylaşım, birliktelik, sevgi ve güven temelleri üzerinde oluşturduklarını umacağımız birliktelikler bunlar dışındaki nedenlerle evliliğe dönüşebilir. Bunlar, birlikteliği sosyal çevre içinde kabul edilir kılma, yeni kurulan düzene maddi manevi desteği alma, sosyal ve hukuki statü kazanımı ya da daha sonra doğabilecek çocukların güvencesini oluşturma olabilir. Yine de bu anlamlı gerekçeler eşlerin çatışma, uyumsuzluk ve mutsuzluk yaşamalarını önlemiyor.


Aşkın nasıl bir şey olduğunu sorduğumuzda aldığımız yanıtlar içinde bunun yoğun bir heyecan, özlem, mutluluk, enerji, sevgi ve tamamlanmışlık olduğunu duyarız. Aslında aşk en temeldeki özlemlerimizin yani sevgi, onay, kabul, paylaşım, bağlantı, değer, saygı ve huzur özlemimizin karşılandığını deneyimlediğimiz bir yaşantıdır. Aşk, farklılıkları yaşayıp bunları uzaklaştırıcı gördüğümüzde azalabilir.  Aşık olduğumuz kişinin farklı davranıp farklı tepkiler verdiğini gördüğümüzde, farklı hissettiğini, farklı değerlendirip farklı algıladığını anladığımızda, ya da farklı beklentileri, kuralları, değerleri ve inançları olduğunu gördüğümüzde ondan uzaklaşabilir ve bağlantımızı yitirebiliriz. Bu farklılık ve uzaklaşmayla alışık olduğumuz başa çıkış biçimlerine döneriz. Örneğin soğukkanlı ve uzak durabilir, suçlayıcı ve saldırgan bir tutuma bürünebilir, alttan alıcı ve bağımlı olabilir ya da huzursuz ve duyarsız bir tutum sunabiliriz. Bu noktada çatışma ve uzaklaşma başlamıştır.

Evli / birlikte yaşayan çiftler üzerinde çok sayıda araştırma yapmış ve yayın üretmiş bir araştırmacı ve uygulamacı olan Gottman (1999), bir evliliği boşanmaya sürükleyecek 4 farklı etkileşim biçiminden bahseder.


A)    Tenkit: Olumsuz eleştiri ve yergi içeren tenkit kişisel bir saldırı olarak tanımlanır. Örneğin; biri diğerine ‘Benim mutsuzluğumun sebebi sensin.’ ya da ‘Bu şekilde davranarak aptallık ediyorsun.’ diyorsa bu bir tenkittir. Buna karşın eleştiri ve kritik içermeyen şikayetin birlikteliklerde oldukça sağlıklı olduğu ve eşleri olumlu değişiklikler yaratmağa yöneltebileceği saptanmış.

B)    Tepkisel Davranış: Önemli ya da önemsiz meseleler üzerine kızarak tepki vermek çatışma ve uzaklık oluşturan bir başka etkileşim biçimidir.
C)    Kinaye: Alaycılık içeren değerlendirmeler yine arkasında incinme ve kızgınlık içeren yıkıcı saldırılardır. Örneğin: ‘Eşim, mutfağın yerini bilmez, şekerle tuzu ayırt edemez.’ demek oldukça incitici ve yıkıcı bir etkileşimi gösterir.


D)    Duvar örme: Kayıtsızlık ve umarsızlık içeren bu etkileşimde uzun süreli küskünlükler, gelen olumlu ya da olumsuz tepkilere yanıtsız kalmak, bağlantıyı tümüyle ortadan kaldırdığı için yıkıcıdır. Dönüşümsel ve Bütüncül Aile Terapisi yaklaşımın kurucusu olan Virginia Satir*, aile ve eşlerle sürdürdüğü yıllar süren deneyimini değerlendirdiğinde çatışma ve uzaklaşmanın yaşandığı birlikteliklerde önemli bazı unsurlarda sorunlar yaşandığını görmüştür. Bunlar sırasıyla güven, güç, yakınlık, sevgi ve farklılığın çözümlenmesi unsurlarıdır. Güven, emniyette ve tahmin edilir olmayı içerir. Güvenin azaldığı ilişkilerde eşler geçmişte yaşanmış hayal kırıklıklarının üstesinden gelemeyerek bunları bugünkü etkileşimlerine olası hayal kırıklığı beklentisiyle yansıtırlar. Bu da aralarındaki çatışmayı ve uzaklığı arttırır.  Güç bir diğer unsur olarak çatışmayı ve uzaklaşmayı arttırabilir.

Gücün hiyerarşik olarak yaşandığı evliliklerde eşlerden biri diğerini değeri, rolleri, sorumlulukları ve yeterlilikleri açısından baskı altında tutmağa yönelir. Bu, baskı uygulayanın kendi değerini, rolünü ve yeterliliğini koruma yolu olarak görülür. Diğeri bu baskıya baş kaldırdığında ya da güçlenmek için bir şey yaptığında diğerinin baskısı artar. Bu noktada yine çatışma ve uzaklık yaşanır. Yakınlık, eşler arası çatışma ve uyumsuzluğun yaşandığı bir başka unsurdur. Yakınlık birinin diğerini tanıması, anlaması ve kabulüyle oluşturduğu, diğerini duyguları ve özgün dünya görüşüyle takdir edildiği derinlikli bir paylaşımdır.  Bagarozzi (2001), eşlerle yaptığı 30 yıllık çalışmanın sonunda birbirinden farklı ancak yine de bağlantılı farklı yakınlık alanları belirlemiştir.

Bunlardan bazıları;


a)    Duygusal Yakınlık: Eşler diğerine ya da yaşadıklarına ilişkin hissettiklerini ve duyumsadıklarını açık ve dürüst olarak paylaşma ihtiyacındadır.
b)    Entelektüel Yakınlık: Eşlerin zihinlerini açacak, farklı bakış açıları geliştirip bilgi edinecekleri tartışmalara ve bilgi paylaşımına girme ihtiyacıdır.
c)    Sosyal ve Eğlence Yakınlığı: Eşler ortak sosyal ya da eğlence ortamlarına birlikte girmekten ve çift olarak ayrılmadan insanlarla ve ortamla ilişki içinde olmaktan keyif alırlar.
d)    Fiziksel Yakınlık: Seksi içermeyen bu yakınlıkta eşler birbirlerine dokunmaktan ve dokunulmaktan keyif alırlar. Bu dokunuşlarda ilgiyi, özeni ve sevgiyi yaşarlar.
e)    Estetik Yakınlık: Eşler birbirleriyle kendilerini etkileyen, ilham verici, hayranlık yaşatan sanatsal, bilimsel ya da doğa olaylarına ilişkin yaşantılarını paylaşma ihtiyacıdır.
f)    Ruhani Yakınlık: Eşlerin birbirleriyle dini, doğaüstü, varoluşsal, ahlaki değerlere ilişkin duygu, düşünce ve yaşantılarını paylaşma ihtiyacıdır. Buradaki ruhanilik tanımlı dini ritüellere ve camianın faaliyetlerine katılma anlamını içerebileceği gibi içermeyebilir de.
g)    Cinsel Yakınlık: Seks ve sevişmenin ötesinde cinsel birliktelikte yaşanan duygu, algı ve duyumların paylaşılması ihtiyacıdır.
Deneyimler bir ilişkinin sağlığı ve devamı için bu yakınlık alanlarının en az bir kaçında yakınlığın yaşanmasının önemli olduğunu göstermiştir. Yakınlığın yaşanmadığı bazı alanlarda ise eşlerin birbirine bu yakınlığı evlilik dışında oluşturmalarına izin vermesi birlikteliği olumlu yönde etkileyebilir. Sevgi, ilişkilerde farklılık ve uzaklığın yaşanabileceği bir diğer unsurdur. Chapman (1995), eşlerin birbirlerine sevgilerini farklı şekillerde gösterdiklerini gözleyerek 5 farklı sevgi ifadesi belirlemiştir.
1)    Takdir; sözel komplimanlar dışında eşi zorlu bir kararında cesaretlendirmek, bir konuda başarmış olduklarına dikkat çekmek, ya da bir şeye yaratıcı katkısını övmek anlamına gelir. Takdir, sevgiyi hissettireceği gibi tereddütleri de gidererek güveni yaşatır.
2)    Kaliteli Zaman; birlikte geçirilen süre içinde tüm ilgi ve odağın eşin üzerinde olması anlamına gelir. Dolayısıyla maç izlerken aynı zamanda eşiyle konuşuyor olmak değil de birlikte oturup içtenlikle paylaşmak ve odaklanarak dinlemek bu anlama gelir.
3)    Hizmet; kişinin eşinin işine yarayacağını ya da sevindireceğini düşündüğü bir şeyi onun için yapması anlamındadır. Bu en basiti çöpü çıkarıp çöpe atmak, ya da aracın bakımı için servisine götürmek olabilir. Burada eş olarak üstlenilmiş rolün bir parçasının görev gibi yerine getirilmesinden değil, ilgi ve sevgi ifadesi olarak arada sunulan bir jestten bahsedilmektedir.
4)    Hediyeler; eşlerden bazıları için görsel, tutulabilir bir sevgi göstergesi olarak çok rahat ve sıklıkla kullanılır. Hediyeleri sevgi ifadesi olarak kullanıyorsanız olasılıkla hediye aldığınızda da bunu eşinizin sevgisi ve ilgisi olarak algılayıp heyecanlanırsınız.
5)    Dokunma; içerdiği yumuşaklık ve özenle çok sayıda eşin sevildiğini ve değer gördüğünü hissettiren bir sevgi dilidir. Cinsel ilişki önemli bir sevgi ifadesi olsa da bedenin hoş hissettiren sayısız temas biçimlerinden sadece bir tanesidir.
Eşler sıralı bu sevgi ifade biçimlerinden birini ya da ikisini öğrenmiş ve uyguluyor olabilirler. Ancak benimsenmiş sevgi dili eğer eşin benimsemiş olduklarıyla örtüşmüyorsa olasılıkla eşler birbirlerinin sevgilerini işitmeyip sevilmediklerini düşüneceklerdir. Dolayısıyla eşlerin birbirlerinin sevgi dillerini keşfetmeleri ve kabul etmeleri ilginç olabilir. Son olarak FARKLILIKLARIN ÇÖZÜMLENMESİ, çatışmalarla başa çıkmada etkin bir unsur olarak birlikteliklerde araştırılabilir. Satir,“İnsanlar benzerlikleri üzerinden bağlantı kurar ancak farklılıkları üzerinden gelişirler” demiştir. Eşler farklılıkların çözümlenmesi noktasında ‘O değişsin, ben de değişirim’ derler. Elbette bağlamın, ortamın ya da karşımızdakinin değişimi işimizi kolaylaştırır; ancak farklılıkların çözümlenmesi kendimizin ve karşımızdakinin bu farklılıklara ilişkin içsel yaşantısını işitmeyi, anlamayı ve kabul etmeği gerektirir. Kabul, beraberinde kendinin ve eşin kaynaklarını keşfederek bunları değerlendirebilmeği ve birlikte büyümeği getirecektir. Satir (1999), psikoterapinin bu süreçte bireylerin ve eşlerin dönüşümüne 4 meta hedef üzerinden yardımcı olabileceğine değinir. Bunlar, kendi yaşantılarına yönelik daha sorumlu, kaynakları ve olasılıkları görüp değerlendirmeğe yönelik daha fazla seçenek sahibi, kolaylıkla incinmeyip savunmağa geçmeyecek ölçüde daha özgüvenli ve doğrudan ve açık olacak şekilde daha dengeli olma hedefleridir. Birey olarak daha sorumlu, seçenek sahibi, özgüvenli ve dengeli olduğumuzda çift olarak ilişkimiz ancak besleyici ve geliştirici olacaktır.

Uzm. Psk. Aylin Özeren

Kaynaklar;
Bagarozzi, Dennis A.  Enhancing Intimacy in Marriages, Taylor & Francis. 2001.
Chapman, G.  The Five Love Languages, Northfield Publishing. 1995
Gottman, John M.  The Seven Principles for Making Marriage Work, Three Rivers Press. 1999.
Satir, V., Banmen, J., Gerber J. Satir Model: Familiy Therapy and Beyond, Science and Behaviour Books. 1991.
Satir, V.*, “Çift Terapisi: Benzerlik ve Farklılıklarla Uyumlu bir şekilde Çalışma” isimli atölye çalışması, Kathlyne Maki-Banmen. 2009.

Kullanıcı yorumları

Henüz yorum yapılmamış.
Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.
İlgili Foto Galeriler
İlgili Video Galeriler

Bu Makaleler de İlginizi Çekebilir

Evlilik ana sayfa
"Hayal gücü bilgiden daha önemlidir." Albert Einstein

Yeni Üyeler

Tüm üyeler

Anketimize Katılın

Toplam 0 oylama

Popüler Etiketler

Tüm Etiketler